Asfalttan Mürekkep


1x1.trans

İnsanlar arasında insansızlaştırılmış uzuvlarım. Bacaklarım masanın kemikleriyle birleşmiş;hayatın akışına stabil. Anlatıldıkça bitmeyen kronik -mış lar -miş ler basmıs sandalyeleri. Önümüzde yanıyor zamana gebe birkaç satır; burnumuzda çürük et kokusu. Eriyip bitemezmiş gibi ağzımızdaki tükürük, olanca kuvvetimizle savuruyoruz küfrümzü. Deniz kenarında umut ağacına bağlamıştık mendilimizi oysa, poyraz alıp getirmiş masamıza yeniden. Bir kadın kahkahası çınlıyor kulağımda, hararetli cümlelerin ortasına rakı sarhoşluğu ekliyor dişi varlık. Güneşi bile batırmışlar bu aksam korsanlar. Ne zaman görülmüş ki pastamızın kesilmediği, ağzımızda limon tadı…Ağaç altına düşmüş sevişen çiftler. Önceleri masamızda otururlardı, göğsümüz kabarırdı aşk fısıltılarından…Uzun yolculuklar çağırıyor tabanlarımı arkadaş! Kalemimde mürekkep bitmiş, asfalt dökmek lazım kağıtlara…Ateşi çaktı kalbimdeki serseri, ağlıyor hararetinden kaşındıkça yarası. Kalk diyor, durma bu satılmışlığın arasında. Bunlar bilmez arafı gülmekle ağlamak arasında. Kalemim, kağıdım,  sözcüklerim terkedişte parmaklıkları. Elveda şehir…Elveda altın işlemeli nazlı deniz. Şairlerin ezgileri avlanıyor bu gece. Elveda şerefine içilen güzel kadın…elveda…


Bir önceki yazımız olan Bir Deli Kadın başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*